Çar. May 22nd, 2024

KARAYAZI’DAKİ AYRIMCI VE IRKÇI OLAYI KINIYORUZ

3 min read

KARAYAZI’DAKİ AYRIMCI VE IRKÇI OLAYI KINIYORUZ

Ülkeyi yönetenlerin koltuk korumak için yıllardır ve sistematik biçimde topluma enjekte ettiği ırkçılık ve ayrımcılık, acı meyvelerini vermeye devam etmektedir.

Ne yazık ki gündeme gelen son rezil olayın öznesi bir grup öğretmen olmuştur.

4 öğretmenin, görev yaptıkları Erzurum’un Karayazı ilçesinin girişinde Türkçe ve Kürtçe hoş geldiniz yazan tabela önünde, Kürtçe yazılan kısma yakışıksız el hareketleri yaparak fotoğraf paylaşması, haklı olarak kamuoyundan tepki çekmiştir. Gelen tepkiler üzerine ilçe kaymakamlığından bu öğretmenlere ilişkin adli ve idari soruşturma başlatıldığı duyurulmuştur.

Irkçılığın, gericiliğin ve bölücülüğün her türlüsünün karşısında duran; her zaman laik, çağdaş ve tam bağımsız Türkiye’yi savunan Eğitim-İş olarak altını çizmek isteriz ki, 4 öğretmenin yaptığı davranış meslek ilkeleriyle de yurttaşlık bilinciyle de çelişmiştir.

Unutulmamalıdır ki: Anadolu’yu yurt belleyerek yüzlerce yıldır bu topraklar için canını vermiş her etnik kökenden, her din ve mezhepten insanlarımızın mücadelesi, bizi Türkiye Cumhuriyeti ile buluşturmuştur. Bu topraklarda yaşayan insanlar, tebaa olmanın ağırlığını üzerlerinden birlikte atmış, emperyalist akbabaları bu vatanın başından birlikte savurmuş, millet olmanın kıvancına birlikte kavuşmuş insanlardır. Urfa’yı, “şanlı”, Antep’i “gazi”, Maraş’ı “kahraman”, Çanakkale’yi geçilmez yapan herkes, laik, çağdaş, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin vazgeçilmez bir öznesi, yurttaşıdır.

Etnik kökeni, dini inanışı, kültür farklılığı gözetmeden baktığı yerde Cumhuriyet’i ve renklerini görmek, en çok da memleketin en ücra yerinde görevlendirildiğinde bile “vatan toprağıdır” diyerek güle oynaya giden öğretmenlere yakışır. Bunun tersini yapan ve yakışıksız hareketleriyle ulusal birlikteliğimizi de meslek ilkelerini de özümseyememiş olduklarını gösteren 4 meslektaşımızı kınıyor, Başöğretmen’i daha iyi anlamaya çalışmalarını salık veriyoruz.

Ayrıca daha yakın geçmişte köyüne bir öğretmen gittiğinde bayram ilan edilen bu memlekette öğretmen olmanın bir ağırlığı, buna göre davranmanın da tarihsel bir sorumluluğu olduğunu hatırlatırız.

Bu öğretmenler, sınıfta bütün gün bir şey öğrenmek için gözlerinin içine bakan öğrencilerinin bu fotoğrafları gördüğünde ne hissettiğini de düşünmeliydi. Bu öğretmenler, çocuklarını eğitimsiz kalmasınlar diye belki bin bir zorlukla okula yollayan velilerin, bu fotoğrafları gördüğünde hissedeceği sızıyı da umursayabilmeliydi. Çünkü çağdaş eğitim doktrinleri de ortaya koymaktadır ki öğreticilik bir empati işidir; karşısındakinin yaşını, bilinç durumunu, dikkat ve psikoloji gibi öznel koşullarını değerlendirerek bir bilgi köprüsü kurma becerisidir. Bu köprünün nobranca, düşmanca kurulabilme ihtimali yoktur.

Eğitim-İş olarak bu öğretmenler hakkında başlatılan soruşturmayı yerinde ancak yetersiz gördüğümüzü vurguluyoruz. Bu soruşturma, toplumda ırkçılığı körükleyenlere, ayrıştırmayı bir politika olarak uygulayanlara, ulusal birlik ve bütünlüğümüzü zayıflatmak isteyenlere, çıkardıkları bu suni iç kavgalar sayesinde kötü yönetimlerinin sorgulanmamasını sağlayanlara yani bu çağdışı iklimi yaratanlara kadar uzanmalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir